6 Aralık 2010 Pazartesi

Who are the Turkish citizens:brachycephalic-alpine-Turkish and secular.../Türk vatandaşları kimlerdir: brakisefal-alpin-Türk ve laik...

I have not written on my blog in a long time. In last month an interesting paper published by Dr. Sibel Ozbudun Demirer (who is a social anthropologist (Hacettepe Unv.)) about the history of Turkish Anthropology from 1850s to 1940s in the journal of Dialectical Anthropology. The author argues that (in general) anthropology (especially physical anthropology) was a strong political/nationalistic tool to create a nation rather than a scientific endeavour. The paper traces from the formation of Turkish anthropology during the late Ottoman period to the consolidation of the Turkish republican revolution and emphasizing the significant interactions between the official political agenda of the state, physical anthropology and socio-cultural anthropology.
I strongly recommend that if you want to read about the alternative perspective of  the birth of anthropology in Turkey. Sorry that rest of the post I’ll write in Turkish. 


23 Kasım 2010 tarihinde Dialectical Anthropology dergisi Dr. Sibel Ozbudun Demirer'in makalesini online olarak duyurdu.  Makalenin ilginç yanı antropoloji biliminin Osmanlının çöküşünün ardından ulus devletin kurulumu aşamasında bir retorik olarak milliyetçi ve muhafazakar bir içerik ile kullanıldığını ileri sürmesi. Ayrıca bu içerik ile biçilenen antropoloji biliminin özellikle fiziksel antropoloji bilim dalının 1900'lü yılların ortasına kadar bu politkasını sürdürdüğünü belirtmesi de hayli ilginç. Antropoloji tarihi derslerinde öğretilmeyen bir alternatif bakış açısı sunuyor araşatırmacı ve bu yaklaşım aslında bugüne kadar bize öğretilen ezberleri sarsıyor aynı zamanda. 
Araştırmanın ilginç oluşu bir yana, kuramsal ve tarihsel içerik bakımından da hayli güçlü ve bugüne kadar duymadığımız bazı bilgiler ile de şaşırtıyor. Özellikle Osmanlı döneminde evrim hakkında düşüncülerin kimi düşünürler tarafından yazılması ve özellikle doktorların antropolojiye merak sarması ile anatomi ve antropometri eksenli bir bakış açısının o dönem hakim olmas dikkat çekici. Bu arada sosyal ve politik alanda çöken Osmanlının ardından Cumhuriyet devrimi ve ulsu devletin inşaa edilmesi, bunun için gerekli bir retoriğe ihti,yaç duyulması ile birlikte daha da önem kaznan antropoloji ve sosoyoloji gerekli retoriği sağlamış görünüyor. 
Antropoloji bilimi, yapısı gereği (modern anlamda) bu retoriğe ters bir yapıya sahip olsa da o dönem politik olarak kullanılmış. Oysa Ziya Gökalp'ın önerdiği kan akrabalığına dayalı "türklük" açıklaması bugün tamamen bir saçmalıktan ibaret olsa da o günlerde özellikle "birlik" ve "milllet" bilincinin oluşmasında rol oynamış. Aynı dönemde antropoloji alanında kan grupları üzerine olan çalışmalar da sanırım sürpriz değil olsa gerek. 
Makale, Osmanlının ve Türkiye Cyumhuriyet'nin "batılılaşma" serüveninde tutun da "ulus-devletin" inşaası ve bu arada antropoloji biliminin kuurlması ile birlikte biyolojiden sosyal alanada bir etkileşimi çok anlaşılır ve temiz bir şekidle aydınlatmaktadır. 
Farklı ve alternatif bir çalışma okumak isteyenler için önerilir! Bu zevkten yoksun kalmayınız!


Anthropology as a nation-building rhetoric: the shaping
of Turkish anthropology (from 1850s to 1940s)

Sibel Ozbudun Demirer

Abstract 

Although the presence of anthropology is strongly felt during the first decades of the Turkish republican history, namely the period between 1923 and 1940, it is striking to see that the discipline was conceived more as a nation-building device than a scientific endeavour. This article traces the formation of Turkish anthropology from the late Ottoman period to the consolidation of the Republican regime, emphasizing the interesting oscillations between physical and social/ cultural anthropologies, which are alternately brought to fore according to the requirements the political agenda.

Keywords Turkish anthropology History of anthropology
Nation-building Cultural policies Turkification



DOI: 10.1007/s10624-010-9210-x

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

INSANIN EVRIMI-YORUM